background img
Mar 24, 2018
33 Views

Yüzyıllık Yalnızlık – Gabriel Garcia Marquez Kitabını İndir

Written by

Yüzyıllık Yalnızlık – Gabriel Garcia Marquez Kitabının Açıklaması:

Yüzyıllık Yalnızlık – Gabriel Garcia Marquez

Yüzyıllık Yalnızlık

Gabriel García Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık romanı yayınlandığı ilk zamandan beri değerini hiç yitirmeden günümüze kadar gelerek Dünya Klasikleri arasında yerini almıştır. Kolombiyalı yazar olan Gabriel Garcia Marquez çocukluğunun geçtiği Aracataca kasabasında yaşadıklarını mükemmel bir sanatsal kurgu ile okurlarına sunması, gerçek hikâyenin sanatsal ruh ile buluşması kitabı bu kadar mükemmel yapıyor. Aracataca kasabası kitapta Macondo olarak geçiyor.

Gabriel García Márquez kitabı ilk olarak 1967 yılında yazdı. Kitabı yazmak yazarın yaklaşık iki yılını aldı fakat kitabı kurgulamak için yazar çok uzun bir zaman harcadığını belirtiyor. Nobel Edebiyat Ödülünü de kazanan yazar ne yazık ki 17 Nisan 2014 tarihinde aramızdan ayrıldı.

Yüzyıllık Yalnızlık kitabında yazarı çocukluğunda etkileyen her şeyi edebiyat vasıtası ile okurlarına aktarmıştır. Kalabalık bir ailede büyüyen ve onu etkileyen çok fazla şeyi olduğu bir aile ortamında yazarlığa doğru giden bir çocuğun oldukça etkileyici hikâyesi, Buendia ailesinin yıllardır süren öyküsünü anlatır. Ve yazar çocukluğunun geçtiği topraklar olan Aracataca’yı Macondo ismiyle kitabına taşımıştır. Orada yaşadıklarını, kalabalık bir ailede büyümenin de vermiş olduğu avantajla Latin Amerika kültürü ile yoğurup okuyucuya aktarmıştır.

Kitabın arka kapağında García Márquez’in ağzından şu sözler yer almaktadır:

"Yüzyıllık Yalnızlık’ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları birörnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım. Ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. Bu romanı büyük bir dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız."

 

 

1984 yılında ilk baskısı Can Yayınları’nca yapılan, Gabriel Garcia Marquez’in YüzYıllık Yalnızlık adlı romanı, Can Yayınları’nın 2018 tarihli 70.baskısıyla raflardaki yerini almaya devam ediyor. Seçkin Selvi tarafından çevirisi yapılan roman, 461 sayfa ve ciltsiz, karton kapakla satışa sunuluyor. Orijinal dili İspanyolca olan roman ilk basıldığında, tüm kopyalarının neredeyse bir hafta içinde tükendiği söyleniyor. Gabriel Garcia Marquez’in, Yüzyıllık Yalnızlık adlı eserinin, günümüzde 30’dan fazla dilde çevirisi bulunuyor. 50 milyondan fazla kopyası satılan roman, yazarın dünyaca popülaritesini artıran eserleri arasında ilk sırada geliyor. Büyülü gerçekçilik akımının en güzel örneklerini veren Gabriel Garcia Marquez, 1967’de yazdığı Yüzyıllık Yalnızlık’la, kendine 1982 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandırıyor. Yayınlandığı ilk günden beri aynı ilgiyle okunan roman, dünya klasikleri arasında yer alıyor. Aynı zamanda Latin Amerika Edebiyatı’nın anlatı geleneğine büyük katkı sunan eserlerden biri olarak değerlendiriliyor. Yüzyıllık Yalnızlık’ın yanısıra, Esquivel’in Acı Çikolata’sı, Isabel Allende’nin Ruhlar Evi ya da Virginia Woolf’un Orlanda’sı yine bu akımın güçlü örnekleri arasında bulunuyor.

Tam adı Gabriel José de la Conciliación García Márquez olan yazar, 6 Mart 1927’de, Kolombiya’nın, Arataca kentinde dünyaya geliyor. Büyükannesinin anlattığı öykülerle büyüyen ve onun zengin imgelerle dolu duygusuz tavrından etkilenen Márquez’in üslubu bu dönemde şekilleniyor. Kalabalık bir aileye sahip olan yazar, 16 kardeşin en büyüğü olduğunu belirtiyor. Marquez, Kolombiya Ulusal Üniversitesi'nde gördüğü Hukuk eğitimini bırakarak, daha sonraları Cartagena Üniversitesi'nde gazetecilik eğitimi alıyor. 1958’ de Mercedes Barcha ile evlenen yazarın, Rodrigo García ile Gonzalo adında iki oğlu bulunuyor. 1960'lı yıllarda Mexico City'ye taşınan yazar, burada senaristlik ve gazetecilik yapıyor. Yüzyıllık Yalnızlık’ı, 38 yaşında yazan Márquez, romanını 18 ayda tamamladığını söylüyor. Ne var ki; kitap üzerinde çok uzun yıllar, neredeyse 15-16 yıl düşündüğünü de sözlerine ekliyor. Marquez 17 Nisan 2014'te, yani 87 yaşındayken Mexico City’deki evinde hayata gözlerini yumuyor.

Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel Garcia Marquez’in, trajik bir ironiyle bütünleşen mükemmel mizah anlayışını gözler önüne seriyor. Romanın yüksek enerjisi, eğlenceli konusu ve karakterleri, baştan sona ışıldayan bir yaratıcılığın altını çiziyor. Macondo adlı bir yerleşim yerinin kuruluş, gelişim ve yok oluş hikâyesini romanına taşıyan Marquez, ayrıca bu yerleşim yerinin en önemli ailelerinden biri olan Buendia’ların tarihini destansı bir üslupla ele alıyor. Bir tarafta toprak yiyen kız, ölüler diyarından çıkıp gelen ruhlar, büyücüler, uçan halılar, birkaç kere öldükten sonra tekrar çıkıp gelen Melquiades, dev kırmızı karıncalar, sihir yapan çingeneler öte tarafta gerçek yaşamın sıradanlığı tuhaf bir uyum içinde deviniyor. Nihayetinde ortaya epik bir roman çıkıyor. Bu bağlamda yazar, romanın belli bir toplumun tarihsel gerçeklerle bağlantıları üzerinde düşündürüyor. Edebiyat eleştirmeni Gerald Martin; Gabriel Garcia Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ının, Latin Amerika romanları içinde en iyisi olduğunu iddia etmenin yanlış olmayacağını söylüyor. Çünkü Buendia Ailesi’nin öyküsü, “Bağımsızlık”tan sonraki yeni sömürgeci dönemin oldukça güçlü bir metaforunu sunuyor.

Marquez, eserlerindeki mekân seçimlerini, Latin Amerika’daki kentler arasından yaparak, onlara yeni isimler veriyor. Böylece yazarın eserlerinde, Latin Amerika’ya ve bu yörenin halklarına dair izler bulmak pek de tesadüf olmuyor. Diktatörler, iç savaşlar, darbeler, bir türlü sonu gelmeyen sömürüler ve sıradan olaylar, Marquez’in sihirli üslubuyla birleşince bambaşka bir boyut kazanıyor. Bir röportajında haftanın yedi günü, sabah dokuz ve öğleden sonra üç arasında çalıştığını vurgulayan yazar, çalışmalarına konsantre olmak için sadece, sıcak ve sessiz bir ortama ihtiyaç duyduğunu sözlerine ekliyor. Üzerinde çalıştığı esere bir haftadan fazla ara vermediğini, çalışma bitene kadar, gece gündüz her saniye eseriyle ilgili olduğunu dile getiren yazar, aksi taktirde çalışmaya baştan başlaması gerekeceğini vurguluyor.

Article Categories:
Genel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir