Pamuk Prensesle Yedi Cüceler Masalı

tarafından
11
Pamuk Prensesle Yedi Cüceler Masalı


Dünyada en fazla bilinen pamuk prenses ve yedi cüceler masalı‘ nda prensesin güzelliği karşısında oldukça rahatsız olan üvey anne kraliçenin prensesten kurtulmak istemesi üzerine sonradan prensesle tanışan yedi cüceler ve bir yakışıklı prensi konu edinen harika bir prenses masalı. İyi okumalar.

Pamuk Prensesle Yedi Cüceler Masalı

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde ormanlar ülkesinin kralı ile güzeller güzeli kraliçesi huzur dolu  bir hayat sürermiş.

Kraliçe hep kız çocuğunun olmasını hayal edermiş günler bu şekilde geçerken kız çocuğu özlemi gün geçtikçe dahada artmış. Kızı olmadığı içinde sürekli üzgün bir şekilde dolanır dururmuş.

Yağışlı bir günde pencere kenarında oturarak dışarı seyreden kraliçe nakış işiyle uğraşırken bir anlık dalgınlığı yüzünden parmağına iğneyi batırmış. Canı acıyan kraliçe masanın üzerinde bulunan bir parça pamukla o kanayan parmağına bastırarak gözlerini kapatmış ve bir dilek dilemiş.

“Teninin beyaz ve pamuk kadar narin,  parlak ve renkli gözleri,  dudakları kırmızı olan temiz kalpli her zaman sevinç ve mutluluk dolu bir yaşama sahip bir kızım olsa keşke” diye dua etmiş.

Günler bir birini kovalarken hamile olduğunu öğrenen kraliçe buna çok sevinmişti. Hep kız olacak diye içinden geçirirken gün gelmiş ve bebek dünyaya gelmiş.

Kraliçe’nin dilekleri gerçekleşmiş ve tam istediği gibi bir bebekleri olmuştu, onun ismini ise pamuk gibi teni nedeniyle Pamuk Prenses koymuşlar.

Yıllar çok çabuk geçiyor pamuk prenses büyüdükçe de dahada güzelleşiyordu ama ne varki mutlulukları o kadar uzun sürmemiş. İyi  kalpli olan Kraliçe hastalığı dolayısıyla pamuk prensesi yalnız bırakarak bu dünyadan göçüp gitmiş.

Aradan çok fazla bir süre geçmemişti ki, yaşlı ve güçsüz olan Kral, güzel ama kötü kalpli bir kadınla evlenmiş. Bu kadın her gün sihirli aynanın karşısına geçerek aynaya şu soruyu sorarmış,

 “Ayna, ayna güzel ayna, söyle bana bu dünyada benden daha güzeli var mıdır?” Sihirli aynada hemen kraliçeye cevap verirmiş

 “Güzel kraliçem siz bu dünyadaki en güzel Kraliçesiniz.” Dermiş,

Kraliçe bu sözü duyunca adeta sevinçten kollarını açar etrafından döner dururmuş. Yüzü güzel ama kötü kalpli olan kraliçe saraya yerleştiği andan itibaren ülkede ardı ardına kesilmeyen felaketler baş göstermişti.

Bu durum karşısında çaresiz kalan kraliyet ailesi ileri gelenleri durumu kontrol altına almak için bizzat kralın önderliğinde problemleri çözmek için saraydan ayrılmak zorunda kalmışlar.

Kötü kalpli Kraliçe ise bu durumdan gayet hoşnutmuş çünkü Kral da sarayda olmadığından tek söz sahibi kendisiymiş. Bu arada Pamuk Prenses büyümüş, öylesine tatlı ve güzel bir genç kız olmuş ki onu gören güzelliği karşısında ona hayran kalıyormuş.

Günlerden bir gün yakın bir ülkenin Prensi, Peri kıyısında çeşmenin yanına oturmuş su içerken birden Pamuk Prensesin yansımasını suda görmüş ve hemen doğrularak etrafına bakmış ama etrafında uçan kuşlardan başka hiçbir şey yokmuş. Prens o günden sonra suda gördüğü kızı görme umuduyla hayaller kurmaya ve onu aramaya başlamış.

Günler birbirini kovalarken Kraliçe her zaman yaptığı gibi sihirli aynanın karşısına geçerek, “Ayna, ayna güzel ayna söyle bana bu dünyada benden güzeli var mıdır?”

Ayna bu sefer korkarak farklı cevap vermiş. “Eeeee şeyyyy Kraliçem vardır, Pamuk Prenses, o sizden daha güzel” deyince,

Çok sinirlenen Kraliçe hemen odadan ayrılarak en güvendiği adamlarını yanına çağırtmış ve onlara,

” Pamuk Prensesi yakalayarak yanıma getireceksiniz onla konuştuktan sonra onu ormana götürüp hapsedeceksiniz, onun yerini hiç kimse bilmeyecek ve onu o günden sonra hiç kimse görmeyecek.” demiş.

Askerler kısa bir süre sonra Pamuk Prensesi alıp Kraliçenin  huzuruna çıkarmışlar,

Kraliçe, “Hoş geldin güzel kızım düşündüm de bu ararlar baban da yokken sen bu duvarlar arasında epey bir sıkılmışsındır. Seni gezdirmeleri için askerleri görevlendirdim beraber gidip ormanda biraz gezin ve eğlenin, bu arada merakta etme en güvendiğim askerlerimde senin yanında olduğundan, seni her türlü şeyden koruyacaklar.” demiş,

Bu durumdan hiç şüphelenmeyen iyi kalpli prenses hemen hazırlanarak askerlerle beraber ormanın derinliklerine doğru gitmişler.

Kraliçenin verdiği emri uygulamak zorunda olan kraliçenin en yakın adamı avcı, Pamuk prensesin o iyilik dolu yüreğini saflığını ve temizliğini görünce onu hapsetmeye gönlü razı gelmemiş ve prensesi güvenli bir yere götürerek olup, biteni ona anlatmış.

Bir dahada saraya asla dönmemesi konusunda iyice tembihledikten sonra onu orada bırakarak saraya geri dönmüşler.

Gece olunca karanlık ormanda tek başına kalan Pamuk Prenses çok korkmuş ve bir ağacın altında oturarak ağlamaya başlamış. Olduğu yerden ağlamaktan bitkin düşüncede uyuyakalmıştı.  

Sabahın ilk ışıkları ile beraber öten o güzel kuşların sesiyle uyanan prenses, etrafına bir bakmış ki minik hayvan dostları etrafını sarmışlar.  

Pamuk prensesin eteğini çekiştiren minik hayvanlar yol göstererek bir eve kadar götürmüşler evi gören prenses çok şaşırmış. Ev o kadar şirin ve bir o kadarda küçükmüş ki,  korka korka kapıyı çalan prenses kapının açık olduğunu fark edince kapıyı aralamış.

Birde ne görsün ev gibi içerisindeki her şeyde küçükmüş, başını eğerek kapıdan içeri giren prenses dağınık olan evi toparlamaya karar vermiş ve koyulmuş toplamaya çünkü gidecek başka yeri yokmuş.

Pamuk Prenses her yeri tertemiz yapmış ve düzenlemiş o küçük tavalarda yemekler pişirmiş hem karnını doyurmuş hem de ev sahipleri için ayırmış karnı doyunca da iki yatağı yan yana getirerek üzerinde uyuyuvermiş,

Akşam olduğunda madendeki evlerine dönen cüceler,

“Bizler yedi güzel cüceyiz kol kola gezeriz, kimse biz yan bakamaz.” diye şarkı söyleyen cüceler eve yaklaştıklarında etrafta mis gibi kokuları sardığını fark etmişler.

Eve girdiklerinde ise etrafın temizlenip düzenlendiğini,  masada ise yemeklerin olduğunu gördüklerinde hepsi birden şaşırmış ve birbirlerine bakmışlar.

İçlerinden sakar dayanamayarak yemeklere doğru giderek bir kaseye çorba koymak istemiş. Fakat sakarlık yaparak kasedeki çorbayı yere dökmüş. Bilgin ise olaylara bir anlam veremiyormuş elini çenesine doğru götürmüş düşünüyormuş.

Bilgin diğer cücelere seslenerek, “Bunu kim yaptı? En iyisi bir etrafı kolaçan edelim? Etrafta kimse var mı” demiş,

Bunun üzerine cüceler ikiye ayrılarak kimisi evin içine kimisi de dışına bakınmaya başladılar. Evin üst katına çıkan neşeli cüce yatakta birinin yattığını görünce diğer cücelere de haber vermiş.

Hep birlikte sessizce yatak odasına girdiklerinde, yataklarında güzeller güzeli tatlı bir kızın yattığını görmüşler. Cücelerden sakarın odadaki vazoyu düşürmesi üzerine gözlerini açan prenses, korkarak kendini toparlamış ve kendisine şaşkın bir şekilde bakan yedi cücelere,

“Evinize izinsiz girdiğim için sizlerden özür dilerim benim adım Pamuk Prenses, eğer rahatsız etmişsem hemen gidebilirim kötü bir niyetim yoktu.” demiş 

Yedi cücelerden bilgin: “Korkmayın kötü bir niyetiniz olmuş olsaydı eğer evi temizleyip toparlamazdınız değil mi? Yemeklerinizde mis kokuyor” diyerek gülümsemiş ve sonrada cüceler kendilerini teker teker tanıtmışlar

Bilgin: “İşte biz yedi cüceleriz sakar, neşeli, öfkeli, meraklı, utangaç, uykucu ve ben bilgin” demiş.

Hep birlikte aşağı inerek karınlarını doyurmuş böylece Pamuk prensesin birbirinden tatlı yedi sevimli dostu daha olmuş, o akşam sabaha kadar oturup dertleşmişler prenses başından geçen olayları yedi cücelere anlatmış.

Bu duruma çok üzülen yedi cüceler Pamuk Prenses‘e istediği kadar onlarla beraber kalabileceğini söylemiş ve o günden sonra beraber yaşamaya başlamışlar.

Onların evlerinin temizliğini ve yemeklerini yapan Pamuk Prenses, o sevimli kulübede yaptığı nefis yemekleri yiyor, cücelerle tatlı sohbetler ederek mutlu ve huzurlu bir şekilde günlerin nasıl geçtiğinin bile farkına varmıyordu.

Her defasında olduğu gibi bir gün aynanın karşısına geçen kraliçe  aynasına aynı soruyu yine sormuş

“Ayna, ayna söyle bana var mı benden daha güzeli bu dünyada?”

Ayna cevap vermiş, “Şey Kraliçem ormanın derinliklerinde yedi cücelerle beraber yaşayan Pamuk Prenses o sizden daha düzel.” deyince, Kraliçe adamlarından avcının kendisini kandırdığını anlamış ve bu işi kendi bitirmeye karar vermiş.

Prenses yedi cüceleri işe göndermeden
önce onları teker teker öper akşamları ise onların yollarını gözlermiş, bilgin
ise her sabah evden çıkmadan Prensese,

“Senin başına kötü bir şey gelmesini istemiyoruz. O nedenle biz evde yokken eve gelen kim olursa olsun ses çıkartma ve kapıyı da kimseye açma.” dermiş

Pamuk Prenses, “Tamam sen merak etme benim güzel dostum. Akşam eve geç kalmayın olur mu? ” dermiş

Pamuk
Prenses
 yedi cüceler için akşam yemeğini
hazırlarken birden kapının çalındığını fark etmiş, bu saatte gelenin yedi
cüceler olma ihtimali yokmuş kapıya yönelen Pamuk Prenses,

“Kim o Bilgin, Neşeli siz mi geldiniz?” Diye seslenmiş,

Kapıda duran yaşlı kadın “Ben yaşlı ve hasta biriyim benden sana zarar gelmez kızım aç şu kapıyı!” Demiş,

Kapının deliğinden yaşlı kadını kontrol eden prenses kapıdaki zavallı yaşlı kadından kendisine herhangi bir zarar gelmeyeceğini düşünerek kapıyı açmış.

Yaşlı Kadın, “Ah benim güzel ve iyi yürekli kızım ben yaşlı ve fakir bir kadınım benim evim buraya epey uzak eve gidiyordum yoruldum bir soluklanayım derken bu evi gördüm. Varsa ikram edeceğin bir sıcak çorban içimi ısıtır biraz yoksa da bir tas suyunu içer yoluma devam ederim.” demiş.

Pamuk Prenses yaşlı kadını içeri davet
ederek ona sıcak bir çorba ikram etmiş yaşlı kadın prensese teşekkür ederek
ona,

 “Kızım sana verecek param yok ama sana bu ormanda görebileceğin en tatlı ve en kırmızı elmayı hediye etmek istiyorum buyurun ve afiyetle yersin.” diyerek oradan ayrılmış,

Biraz geçtikten sonra masanın üzerine koyduğu elmanın o güzel görüntüsüne aldanarak eline alıp yemeye başlayan Pamuk Prenses olduğu yerde düşüp bayılmış.

Kötü kalpli kraliçe kılık değiştirerek
zehirli elmayı Pamuk Prensesin yedirmeyi başarmıştı bu zehirli elma prensesin hiç
uyanmamak üzere derin bir uykuya dalmasına sebep olmuş,

İşten eve dönen yedi cüceler Pamuk Prensesi yerde baygın bir şekilde yatarken görünce telaşlı bir şekilde uyandırmaya çalışmışlarsa da ama bir türlü uyandıramamışlar.

Hemen onu yatağına taşımışlar, olup biteni merak eden bilgin yerde ısırılmış olan elmayı görünce o elmanın zehirli,  prensesi zehirleyeninde kraliçe olduğunu hemen anlamış,

Pamuk Prensesin bu durumuna çok üzülen cüceler o günden sonra onun yanı başında uyanması için nöbet tutmaya başlamışlar. Ama nafile o zehire bir çare bulamayan cüceler onun için değerli taşlarla süslü camdan bir kutu yaparak ormanın farklı yerlerinde dolaştırmaya başlamışlar belki derdine derman olan çıkar diye,

Bir gün yüksek bir tepedeyken, peri kıyısındaki çeşmede Pamuk Prensesin yansımasını görmüş olan Prens, Pamuk Prensesin uyuduğu ormana gelmiş. Pamuk Prensesin minik dostları prensi, Prensesin uyuduğu camdan yapılmış kutunun yanına götürmüşler.

Gördükleri karşısında şaşkın olan Prens, gözlerine inanamıyormuş her yerde aradığı görmeden aşık olduğu o güzeller güzeli Prenses şuan karşısında cam kutunun içerisinde masum bir şekilde yatıyormuş.

Yedi cücelere dönen prens, “Ne oldu Prensese kim onu bu hale getirdi.” diye sorunca,

Yedi Cüceler, “Kötü kalpli kraliçe onu bir elmayla zehirlemiş ve ebedi uykuya mahkum etmiş. Derman bulmak için diyar diyar dolaşmaktayız ama panzehrini bulamadık.” deyince,

Prens camdan kapağı kaldırarak Pamuk Prensesi öpmüş ve o anda adeta bir mucize gerçekleşmiş, Kraliçenin kara büyüsü yok olmuş ve Pamuk Prenses gözlerini açmış.

Uzun süren yolculuğu sonucunda krallığa dönen kral kızını göremeyince kraliçeye sormuş. Kraliçe ise pamuk prensesin sözlerini dinlemeyerek saraydan ayrıldığını adamların tüm aramalara rağmen onu bulamadıklarını söyleyerek kralı ikna etmişti.

Prens adamlarını toplayarak pamuk prenses ve yedi cüceler ile beraber, prensesi babasından istemek üzere saraya giderek olup, biten her şeyi krala anlatmışlar kralda,

Sihirli aynayı yanına getirterek kırmış
ve kötü kalpli kraliçeyi ise zindana attırmış.

Pamuk Prenses ve Prens 40 gün süren dillere destan bir düğün yapmışlar. Pamuk Prenses ve yedi cüceler hep birlikte mutlu ve huzurlu bir hayat sürmüşler

Bu Masal içerisinde yaşanan olaylara baktığımızda kötülüğün her zaman kaybettiğini iyiliğin ise her zaman kazandığını görüyoruz.

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler Özeti

Yıllar önce; güzel bir ülkenin kraliçesinin bir kız çocuğu olmuştu. Kısa bir süre sonra, kraliçe hastalanıp, ardından vefat edince, kral yeniden evlenmişti.

Yeni kraliçe, güzel olmasına güzel ama kötü kalpli biriymiş. Krallıktaki en güzel kadının kendisi olduğunu düşünüyor ve bundan gurur duyuyordu. Bir gün sihirli aynasının karşısına geçerek, “ayna ayna söyle bana var mı benden güzeli” diye sorar.

Ayna ise daha önceki cevaplarından farklı bir cevap verir. “ Vardır kraliçem, Pamuk Prenses senden daha güzel” demiş.

Bu duruma kızan ve onu kıskanan kraliçe, Pamuk Prensesi ortadan kaldırmak için en yakın adamlarıyla beraber ormana gönderir. Kraliçenin adamları prensesi tanıdıklarından ona kıyamayarak her şeyi ona anlatıp, saraya geri dönmemesi konusunda uyardıktan sonra onu ormanda yalnız başına bırakmışlardı.

Pamuk Prenses, nereye gideceğini bilmediğinden öylece dolanıp durmuş. Bir süre sonra küçük bir kulübeye rastlamış. O kulübede yaşamakta olan yedi cüceler prensesi görünce onu çok sevmişler ve o günden sonra beraber yaşamaya başlamışlar.

Aradan bir süre geçtikten sonra kötü kalpli kraliçe sihirli aynanın karşısına geçerek “ayna ayna söyle bana var mı benden daha güzeli” diye sorunca yine “pamuk prenses” cevabını alınca adamlarının kendisini aldattıklarını anlamış ve pamuk prensesi yaşadığı yeri bularak onu elma ile zehirlemiş.

Prensesin zehirlendiğini anlayan cüceler bir çare bulamayınca prensesin iyileşmesini beklemişler. Bir gün ava çıkan bir prens kulübenin camından prensesi görür görmez ona aşık olmuş ve içeri girerek yanağından öptüğü gibi prenses uyanmış. Kısa bir süre sonra evlenerek mutlu bir yaşam sürmüşler.

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler İle İlgili Sorular

  • Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalında cücelerin esas işleri nedir: Yedi cücelerin masaldaki meslekleri madencilik olup, her gün ormandaki madende çalışırlarmış.
  • Pamuk Prenses masalında kaç tane cüce vardır: Bu popüler Hikaye içerisinde birbirinden şirin ve iyi yürekli 7(yedi) cüce yer almaktadır.
  • Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler ana fikri nedir: Tanımadığımız ve güvenmediğiniz kişilere karşı tedbirli davranarak onların bizlere verecekleri herhangi bir şeyi yememeliyiz.
  • Pamuk Prenses nasıl biridir: Çok kibar iyi niyetli bir o kadar da güzel bir kızmış.
  • Yedi cüceler’in adı nedir: Neşeli, Bilgin, Keloğlan, Öfkeli, Aksırık, Utangaç ve Uykucu cücelerdir.
  • Pamuk Prenses masalı hangi ülkeye aittir: 1812 yılında ilk olarak Almanya’da derlemeler arasında yer edinmiştir.
  • Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler yazarı kimdir: Edebiyatçı yazarlar olan Grimm Kardeşler tarafından oluşturulan ünlü bir Avrupa halk masalıdır.

Başka Güzel Masallar için

peri masalları