Keloğlan ile Sihirli Tas Masalı

tarafından
5
Keloğlan ile Sihirli Tas Masalı


egiticimasallar.com sitemizde Keloğlan ile Sihirli Tas Masalı Okuyorsunuz.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar Keloğlan isimli bir genç varmış. Yaşlı ve yoksul annesiyle birlikte köylerinde mutlu mesut yaşarlarmış. Yaşlı anası oğlunu “Kel oğlum, keleş oğlum” diye severmiş.

Keloğlan bir gün annesinden izin isteyip göle balık avlamaya gitmiş. Biraz balık yakalarsam anacığımla beraber akşama pişirip yer, karnımızı bir güzel doyururuz” diye düşünüyormuş.

Gölün kenarına varmış, suya oltasını sallamış. Biraz bekledikten sonra oltasına öyle bir balık takılmış ki, oltayı çeker çekmez neredeyse Keloğlan’ı ırmağa düşürüyormuş. Keloğlan zor da olsa balığı kıyıya çekmiş. Bir bakmış ki, gözleri bilye gibi parlayan, pulları cam gibi açık, güzel mi güzel bir balık… Keloğlan balığı tuttuğu için hem çok sevinmiş, hem de kendisiyle gurur duymuş.

Gölün kenarında bir taşa oturup, balığın pullarını temizlemeye başlamış. Balığın orasını burasını çevirirken bir de ne görsün, balığın karnında bir şişlik varmış. Keloğlan meraklanıp balığın karnını açınca karnında kocaman bir tas bulmuş. Keloğlan tası bulunca bir kez daha sevinmiş. Hem balığı yeriz hem de tası anama götürürüm çorba pişirir diye düşünmüş.

Balığı yıkamak için tası göle daldırıp bir tas su almış. Getirip balığa suyu dökerken inanılmaz bir şey gerçekleşmiş. Tastan akan su çil çil altınlara dönüşüyormuş. Keloğlan şaşkınlıktan gözlerini ovuşturmuş. Altınların gerçek olup olmadığına bakmış. Altınlar rüya değilmiş, hepsi gerçekmiş.

Hemen gidip gölden bir tas daha su almış. Kıyıya suyu boşaltınca yine aynısı olmuş. Tastan dökülen sular altına dönüşüyormuş.

“Bu, sihirli bir tas olmalı. Hemen koşup köye gideyim. Anama da göstereyim vereyim” demiş. Apar topar evin yolunu tutmuş.

Sihirli tasa kovalarca suyu doldurup boşaltıyormuş. Suyu boşalan kovalara da altınları dolduruyormuş. Bir süre sonra ülkenin padişahından bile daha çok altını olmuş. Keloğlanın annesi de olan bitene çok şaşırmış.

Keloğlan ile yaşlı anası artık fakirlikten kurtulmuşlar. Köyden taşınıp şehirde kendine yaptırdığı saraya taşınmışlar. Keloğlan kendisine hizmetçiler tutmuş. En sevdiği yemekleri yiyor, en güzel giysileri giyiyormuş. Her istediğini yapacak kadar parası varmış ne de olsa…

Sonunda çok fazla altını olması onu şımartmaya başlamış. Anası Keloğlan’a “Oğlum böyle varlıklı yaşamaya alışmanın sonu kötü olabilir” dese de Keloğlan’ın hiç umurunda olmamış. “Sihirli tas benim, ne kadar istersem o kadar altın yapabilirim…” diye düşünüyormuş.

Keloğlan’ın kendini beğenmesi, yalnızca kendi keyfini ve sefasını düşünmesi, insanlara küçümser gözle bakması çevresinde ona duyulan sevgiyi saygıyı azaltmış. Yakınında hiç kimse kalmamış.

Eğitici Masallarda şimdi bir masal oku, sende çocuk gelişimine destek ol…

Keloğlan’ın arkadaşları “Eskiden Keloğlan fakirdi ama bu halinden çok daha iyiydi. Şimdi hırs bürümüş gözünü Keloğlan’ın” demeye başlamışlar.

Keloğlan bir gün yine tasla altın üretmek için tasını alıp gölün kenarına gitmiş. “Gölün suyu bitecek değil ya buraya da bir saray yaptırayım diye düşünüyormuş.” Kibir ve hırsla tasını suya batırmış. Kıyıda biriktirdiği hırsını daha da artırıyormuş. Daha hızlı, daha hızlı derken tas bir dolup bir boşalıyormuş. Altınlardan başka bir şey düşünemez olmuş.

Bir anda tas elinden kaymış, göle düşmüş. Keloğlan tası tutayım derken eğilince kendisi de peşinden göle düşüvermiş. Yüzme bilmediği için neredeyse gölde boğulacakmış. Bin türlü zorlukla kıyıya çıkmayı başarsa da, gölde çırpındığı sırada hırsızlar altınlarını çalıp kaçmışlar. Tas da gölün derinliklerinde kaybolup gitmiş.

Keloğlan üzüntüden, ağlamaktan bir hal olmuş. “Ah benim tasım nasıl oldu da seni kaybettim.” diye dövünüp duruyormuş. Eve varmış anasına durumu anlatmış.

Annesi “Ah benim keleş oğlum, üzülme tas olmasa da olur. Zaten haydan gelen de huya gider. Sen o tası alın teri, el emeği ile kazanmamıştın. Ayrıca zengin olmak seni çok şımartmıştı. Kendini başkalarından üstün görme hastalığından da bu sayede kurtulursun. Boş ver, sen iyisin ya benim için önemli olan budur” demiş.

Keloğlan annesinin söyledikleri ile teselli bulmuş. Anası söylediklerinde haklıymış. Bir daha da sihirli tası hiç aklına getirmemiş.

Bir süre sonra Keloğlan’ın altınları bitmiş, kısa bir süre yaşadığı sarayından çıkıp yaşlı anasıyla birlikte köydeki evlerine geri dönmüş. Köydeki arkadaşlarından da kibirli davrandığı için özür dilemiş. Onlar da Keloğlan’ın pişman olduğunu anlayıp onu affetmişler. Sonra da arkadaşlarıyla hep birlikte güle eğlene balık tutmaya göle gitmişler. Keloğlan şimdi çok daha mutlu olduğunu anlamış. Bu masal da burada bitmiş. 🙂

egiticimasallar.com‘da Keloğlan ile Sihirli Tas masalı okudunuz. Lütfen bizimle görüşlerinizi yorum kısmında paylaşmayı unutmayınız.