İçimizdeki Şeytan Kitabını İndir

İçimizdeki Şeytan – Sabahattin Ali

“İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması… İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizdeki şeytan yok… İçimizdeki aciz var… Tembellik var… İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var…”Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın “kapana kısılmışlığını” gösteriyor Sabahattin Ali.

Aydın geçinenlerin karanlığına, “insanın içindeki şeytan”a keskin bir bakış.

Türk edebiyatının usta yazarlarından Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan‘da bir aşk hikayesinin ardında 40’lı yıllara hakim olan ideolojileri irdeliyor. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan kitap 268 sayfalık bir hikaye sunuyor. En çok bilinen romanı Kürk Mantolu Madonna‘nın başkarakteri sessiz, sakin ve tevekkül sahibi Raif Efendi’nin aksine, İçimizdeki Şeytan’da bir parça aksi ve memnuniyetsiz Ömer karakterini okuyucuyla tanıştırıyor.

İçimizdeki Şeytan kitabı kendini sevmeyi öğrenememiş Ömer ile henüz yolun başında ve birey olma çabasındaki Macide arasındaki hikayeyi temel alıyor. Kafası karışık, hiç durmadan düşünen ve sorgulayan Ömer’le, konservatuvarda piyano öğrencisi olan uzak akraba kızı Macide aşkı ekseninde anlatılan romanda Sabahattin Ali psikolojinin sınırlarında dolaşıyor. Etrafında gördüklerini, görülmesi isteneni, aslında olanı ve olması gerekeni kafasında durmaksızın evirip çeviren, sorgulamadan, araştırmadan kabul etme eğiliminde olanı şiddetle eleştiren Ömer, okuru da sormaya ve sorgulamaya davet ediyor. Aşk, dostluk, siyaset, toplum ve birey eleştirisiyle ilgili pek çok değerli tirat içeren romanda Sabahattin Ali muazzam betimlemeleriyle ustalığını bir kez daha okura kanıtlıyor.

Eserleriyle Türk edebiyatının prestijli ödüllerinden Orhan Kemal Roman Armağanı ödülü gibi pek çok ödülün sahibi olan Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan kitabında hayat bulan hemen her karakterini, sanat ve edebiyat dünyasındaki bazı isimlerden esinlenerek kaleme aldığı yönünde rivayetler bulunuyor. Bu rivayetlere göre içindeki şeytanla sürekli kavga halinde olan Ömer, usta yazar Sabahattin Ali’yi temsil ederken, Bedri ise bütün iyiliği ve temiz karakteriyle yazarın aslında olmak istediği kişiyi temsil ediyor. 1940’larda hakim aydın kesimin ideallerini ve tavırlarını irdeleyen, entelektüel camianın samimiyetini sorgulayan ve sürekli kendisiyle hesaplaşma halinde olan Ömer karakteri, bu açıdan düşünüldüğünde daha net anlaşılabiliyor. Ömer, yalnızca anlaşılmakla kalmıyor, içsel konuşmalarıyla okuyucuyu da derin bir monoloğun içerisine sürüklüyor. İçimizdeki Şeytan kitabında toplum yapısını irdeleyen, kusurları dile getiren ve bunun aslında nasıl olması gerektiğine dair düşüncelerini samimi ve makul bir şekilde okurla paylaşan Sabahattin Ali, hala geçerliliğini koruyan bu tavsiyeleri romanında mükemmel bir şekilde işliyor.

Sabahattin Ali akıcı dili ve kendine has üslubuyla kaleme aldığı romanda içinde bulunduğu toplumsal yapıya ve kendi iç dünyasına dair verdiği küçük ipuçlarıyla okuru kendine hayran bırakırken Türk edebiyatının en iyilerinden olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Şiir gibi akıp giden ve bir deneme eseri gibi okuru derin düşüncelere sevk eden İçimizdeki Şeytan,romantizmin doruklarında gezinmeyi de ihmal etmiyor. Ancak Sabahattin Ali bu romanında Kürk Mantolu Madonna‘da Maria Puder ve Raif Efendi ilişkisinde olduğu gibi salt derin duygulardan oluşan masal tadında bir hikayeden ziyade, Ömer ve Macide ilişkisinde son derece realist bir hikaye sunuyor.

Oğuz Atay okurlarına çok yabancı gelmeyecek olan Ömer karakteri, düşünce tarzıyla, durmaksızın sorgular yapısıyla, bir türlü “tam” olamamasıyla ve bazen de kendini yargılarkenki acımasızlığıyla adeta bir tutunamayan olarak okurla buluşuyor. Oğuz Atay okurlarının keyifle okuyabileceği roman aynı zamanda bazı bölümlerde Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar kitabını anımsatabiliyor.

Kuyucaklı Yusuf, Kürk Mantolu Madonna ve İçimizdeki Şeytan romanlarıyla ve şiirleriyle Türk edebiyatına büyük katkılarda bulunmuş olan Sabahattin Ali, yeni neslin mutlaka tanışması gereken usta isimler arasında yer alıyor. Kendi dönemindeki kusurları ustaca teşhis eden İçimizdeki Şeytan, eskiden beri söylenegelen tarih tekerrürden ibarettir sözü ile ele alındığında günümüze de ayna tutuyor. Usta yazarı daha yakından tanıma fırsatını elde etmek, onun bakış açısından dünyayı görmek ve su gibi akıp giden dilinde kaybolmak isteyen herkesin okuması ve kütüphanesinde bulundurması gereken kitaplardan biri olarak okurlara sunuluyor.

(Tanıtım Bülteninden)

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*