background img
Şub 13, 2018
33 Views

Huseyin Nihal Atsız Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferi Kitabını İndir

Written by

Huseyin Nihal Atsız Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferi  1944 – 1945’te bu memlekette bir dram oynandı. Resmî isimi “Irkçılar Turancılar dâvâsı” olan bu oyun,ürpertici, kederli bölümleri yanındaki güldürücü, katıltıcı sahneleriyle tam bir asrî dramdı. Müellifi, nice böyleeserlerin yazarı olan Đsmet Đnönü; yönetmeni, müellifin her kelimesine sadık kalmak, hattâ kafasındangeçenleri anlamak ve aynen sahneye koymak için hiçbir fedakârlıktan çekinmiyen Halk Partisi idi.Dramın yazılısında müellifin, süphesiz bir de esin perisi vardı. Yapıt sahneye konurken sürflörlük bile edenbu ilham perisi dendiği vakit gözlerde kıvılcımlanan hayalin güzelliği ile bunun çirkinliği arasındakiyakısıksızlığı bilmiyor değilim. Her seyi ezelde Yaradan yazdıysa “Đsmet Đnönü”ye “Moskof arkadaşlığı”nuyakıstırmıs… Yok, bir zehaba göre kendi yazgılarını insanlar çiziyorsa, onu Đsmet Đnönü kendi isimi ilebirlesmistir. Hiçbiri değil de yalnız tesadüfse, on da verilecek yanıt yok. Tesadüf büyük bir yasadır.Kimini yok yere kahraman, kimini haksızca hain yapan merhametsiz bir yasa…Yüzünden bin kat çirkin ve perişan anlamı ile bu ilham perisine ilham zebellası demek yarasırdı. Peri dedim.Böyle müellif ve oyuna baska türlü peri olamazdı.Oysaki Türk devlet baskanları için suur ve gönül kaynağı olacak “kisi ve düsünce” mi yoktu?Irktan mı arıyorsun? Tonyukuk, Alp Arslan, Çengiz Han, Fatih, Yavuz ve daha niceleri…Dinden mi istiyorsun? Peygamberler…Disiplin mi özlüyorsun? Hunlar, Prusyalılar…Sahane mutlakiyet mi? Osmanlılar…Demokrasi istiyorsan iste Đngiltere, iste Amerika…Đmtiyazsız topluluksa Đsviçre; tutkusuz baskansa Washington…Lakin müellif bunların hiçbirini anmadı. O seçe seçe Moskof’un Stalin’in arkadaşlığını seçti. Başka bir deyişle ölümü, yaniintiharı…Kendisi bir koltuk kaybettim sanıyor. Koltuk değil, bir güler yüz kaybetti. Tarihin güler yüzünü hiçbir zamangöremiyecek, ebedî karar ona iyi bir isim vermiyecek. Tarih, yakısmadıkları yere çıkanları bağıslamamıstır.***Her dramın bir bas kahramanı olur. Hepsi de birbirinden üstün olmak üzere üç kahramanı var: Hasan ÂliYücel, Falih Rıfkı Atay, Nevzat Tandoğan… Hiçbir sövalye romanında esi olmıyan üç kahraman, üçsilâhsör…Hasan Âli zekâ ve nüktesiyle, Falif Rıfkı kalemi ve tartışması ile Nevzat Tandoğan polis dayağı ve mapusuyla üçkorkunç, kahraman ki silahları atam, hidrojen ve kobalt bombalarından daha yıkıcı…Ortaklasa bir tarafları da var : Üçünün de kökü Türk değil. Tabiî bunu önemli bir sey olduğu için değil,anı kabilinden arzediyorum. Gel de ırkçı olma!Üç silâhsör, yıkıcı silâhlarını Türkçülüğe yöneltip ates açarak tozu dumana kattılar. Bir ara göz gözügörmedi. Duman sıyrıldıktan sonra bir de baktılar ki silâhları geri tepmis ve kendilerinin yüzü gözü kapkaraolmustur. Oysa silahlarındaki barut, barut değil, kömür tozu imis…Oyunun perdecileri de vardı. Yönetmenden ve müelliften aldıkları isarete göre perdeyi açıp kapayan, fakatdramın heyecaniyle sasırarak kendilerini de sahnede, üç kahramanla beraber göstermekten göre kalmıyanmuhterem ve muhtesem perdeciler…Bas perdeci: Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Sabit Noyan ve yamakları : Durusma Yargıcı Birinci SınıfAskerî Hâkim Cevdet Erkut, Bir Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi Baskanı General Ziya Yazgan ve SavcıBesinci Sınıf Askerî Yargıç Kâzım Alöç.Ya alkısçılar? Devlet Radyosu ve medya… Basın başka bir deyişle dördüncü kuvvet… Halkın, hakkın, umumî fikrin aynasıolan basın: oyunu müellifi ve yönetmeni çılgınca, coskunca alkıslıyordu.İçten düsünceleri ve vicdanî kanıları böyle olduğu için mi? Adam sen de… Samimiyet hayatın enbüyük önlemsizliği, yürek ise romantik bir evhamdan ibarettir. Menfaatten ne haber?Hani halk bellenen bir yola yalnız gidilecekti? Canım, yalnız dedikse o kadar da yalnız değil ya… Korku,dağları bekler… Gideceğiz… Gideceğiz fakat Millî Sefin emiri ile ve banknotlarla beraber gideceğiz. Ohalde yasasın cumhuriyet, inkılap, altı ok vesaire…Dramın unsurları bununla bitmis olmuyor. Onun bir de zoraki figüranları var: Maznun Türkçüler… Onlarkendilerine Türkçü diyor fakat oysaki yanlıs söylüyorlarmıs. Asıl Türkçü oysaki Falih Rıfkı Atay değilmiymis? Meğerse bunlar fasist, gardist, vatan hainleri imis de kimsenin haberi yokmus… Bu gardistlerAlmanlarla birleserek Ulus Meclisini devireceklermis…Hepsi iyi, hos fakat su son fıkra bir açıklanmağa muhtaç : Demek 1944’te bir de Ulus Meclisi varmıs….Tuhaf!Sözü uzatmayalım… Nihayetinde su oldu ki figüranlar kendilerine verilen rolleri yapmadılar. Delikte gizlenmisolan süflörün iğrenç yüzünü görmüslerdi. Üç silâhsörün, kılıç tutmasını bilmedikleri için havayasavurdukları ızgara sislerine, saksakçıların bütün yırtınmalarına karşın figüranlar, süflörün söylediklerinitekrarlamadılar.Müellifin sekeri arttı, kahramanların ipliği pazara çıktı. Semiz yönetmene inme indi. Perdeciler kaçacak delikaradılar. Saksakçılar… Malûm…Oyun yarıda kalmıs, paradi seyircileri ise hakikati anlamıstı. 

Huseyin Nihal Atsız Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferi Kitabını İndir

Article Categories:
Genel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir