background img
Şub 11, 2018
40 Views

Haydar Tunckanat Ikili Anlasmalar Kitabını İndir

Written by

Haydar Tunckanat  Ikili Anlasmalar Mustafa Kemal 17 Şubat 1923 tarihinde toplanan Đktisat Kurultayı’ni açış konuşmasında:Politik ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar iktisadi zaferlerle taçlandırılmazlarsa, husule gelenzaferler daimi olamaz, az vakitte sönerler. Bu yüzden, en kuvvetli ve parlak zaferimizin bile teminedebildiği ve daha edebileceği yararlı neticeleri muhafaza için iktisadiyatımızın, iktisadi egemen-liğimizingüvenlik altına alınması, sağlamlaştırılması ve genişletilmesi gereklidir. Geçmişte ve bilhassa tanzimatdevrinden sonra, yabancı anapara memlekette elit bir mevkie malik oldu. Ve ilmi anlamıyla denilebilir ki;devlet ve hükümet yabancı sermayenin jandarmalığından başka bir şey yapmamıştır. Artık her uygar milletgibi yeni Türkiye de buna muvafakat edemez. Burasını tutsak ülkesi yaptıramaz… Efendiler, görülüyor ki bukadar kat’i ve yüksek bir askeri zaferden sonra dahi sulha kavuşmamızı engelleyen sebepler, doğrudandoğruya iktisadidir. Zira, bu devlet, bu ulus iktisadi egemenliğini temin ederse, o kadar kuvvetli temelüzerinde yerleşmiş ve yükselmeye başlamış olacaktır. Ve artık bunu yerinden kımıldatmak mümkünolamayacaktır. Đşte, düşmanlarımızın, özbeöz düşmanlarımızın muvafakat ve bir türlü rıza göstermedikleribudur.*demektedir.Lozan sulh müzakerelerinin 4 Şubat 1923’te kesilmesinden iki hafta sonra yaptığı bu konuşmada MustafaKemal, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da kazanılan büyük askeri zaferle kendini dünyaya kabul ettiren yeniTürk Devletinin karşılaştığı güçlüklere ve bunlardan çıkış yollarını işaretle düşmanların gerçek niyetleriyle,Lozan barış müzakerelerinin kesilmesinin nedenlerini de izah ediyordu.Mustafa Kemal Lozan’da Türk kurulunun karşılaşabileceği güçlüklerin nedenlerini çok evvelce bilmekteydi. Buamaçla konferansta Türkiye’yi temsil edecek kurula katılacak kimseler üzerinde de ehemmiyetle durmuştu. Buheyete girecek kimselerin kimi ehemmiyetli nitelikleri olmalıydı.Bu kimselerin her şeyden önce Osmanlı Đmparatorluğunu yabancı devletlere verilen tavizlerle günü gününeyaşatmaya çalışan bir anlayış içinde yetişmiş ve bu sistemi benimsemiş diplomatlar olmaması gereklidir.Harbiden Osmanlı imparatorluğu’nun Avrupa devletleri ile devamlı münasebetlerde bulunmaya başladığıTanzimat’tan sonraki devrede, imparatorluğun dış münasebetlerini yönetenler Avrupa devletleri ile yapılantemaslarda kendilerini alçak duygusundan kurtaramamışlardı. Bu kimselerin Türkiye’nin ulusal çıkarlarını,konferansta, gerektiği şekilde savunamayacakları tabii idi. 1Mustafa Kemal, kapitülasyonların her türlüsüne karşı ve kaldırılmalarında kararlıydı. 23 Şubat 1921’debaşlayan Londra Konferansı’na Anadolu Hükümeti yerine katılan Dışişleri Bakanı Bekri Sami Bey, Đngiliz,Fransız ve Đtalyanlarla ayrı ayrı olmak üzere anlaşmalar imza atmıştı. Bu anlaşmaların Fransız ve Đtalyanlaraimtiyazlar tanıyan bölümleri şöyleydi:Fransızlara verilecek ayrıcalıklar: “Verilecek ayrıcalıklarda Fran-sızlar seçenek edilecek ve Türk-Fransız ekonomikişbirliği kurula-caktı. Bu inhisar yalnız Kilikya’ya mahsus olmayıp Elazığ, Diyar-bakır ve Sivas vilayetlerini deiçine almaktaydı. Ergani madenlerini işletme ayrıcalığı bir Fransız grubuna verilecek ve bu kasıtla Türkkanunlarına göre kurulacak bir şirkette Türk-Fransız anaparaları yarı yarıya işbirliği yapacaklardı.”2Đtalyanlara verilecek ayrıcalıklar: “Đtalya ile işbirliği yapmayı, Antalya, Burdur, Muğla, Isparta, Afyon, Kütahya,Aydın ve Kon-ya’yı içine alan geniş bir bölgede diğer milletlere tercihen Đtalyanlara bir takım ayrıcalıklar tanımayı,Ereğli madenlerini bir Türk-Đtalyan şirketinin işletmesini kabul etmişti. Türk-Đtalyan ekonomik işbirliği Türkkanunlarına göre kurulacak şirketlerle yürütülecekti. Şirketlerde Türk ve Đtalyan anaparası işbirliğiyapacaktı.”3Mustafa Kemal büyük söylevinde bu anlaşmalarla alakalı olarak:Elbet bu sözleşmeyi de hükümetimiz kabul edemezdi. Baylar, Đtilaf devlet-lerinin, Londra’ya sulh yapmakiçin gönderdiğimiz Delegeler Heyetimiz Baş-kanı Bekir Sami Bey’e imza ettirdikleri sözleşmelerle Sevrtasarısından sonra aralarında yaptıkları “Üçlü Anlaşma” isimi verilen ve Anadolu’yu sömürme ayır-gelerineayıran anlaşmayı başka isimler altında milli hükümetimize kabul ettirmek emelini güttükleri apaçık bellidir,Đtilaf siyasa adamları bu isteklerini Bekir Sami Bey’e kabul ettirmeyi de muvaffak olmuşlardır. Bekir Sami Bey’iLondra’da konferans müzakerelerinden çok, ayrı ayrı yapılan konuşmalarla oyaladıkları anlaşılıyor. Ulusalhükümetin ilkeleriyle Dışişleri Bakanı olan kişinin tutumu arasındaki ayırımın neden ileri geldiği ne yazık kianlaşılamamıştır,demek suretiyle kapitülasyonlar karşısındaki kararlılığını belirtmiştir.Mustafa Kemal, 9 Haziran 1921’de Fransız Hükümeti’nin tem-silcisi olarak Ankara’ya gelen Bay FranklenBuyon’a, o vakitki Türkiye’nin tam bağımsızlıktan ne anladığını şöyle izah ediyor:Tam bağımsızlık elbette, politika, maliye, iktisat, adalet, askerlik kültür gibi her alanda tam bağımsızlık vetam özgürlük demektir. Bu saydıklarımın rastgele birinde bağımsızlıktan yoksunluk ulusun ve ülkenin gerçekanlamıyla bütün bağımsızlığından yoksun olması demektir.4Bu sözlerde tanımlanan bağımsızlığın Fransa’nın temsilcisi tarafından da kabul edilebilmesinin ancak Türk veYunan silahlı güçleri arasında 22 gün süren kanlı Sakarya Alan Savaşı’nda Türk silahlı gücünün, Yunan ordularınıyenilgiye uğratmasından sonra olası olabildiğini anımsamak gereklidir.Tam bağımsızlık ve kapitülasyonlar ile ilgili Mustafa Ke-mal’den aldığı talimatla, Türk kurulu, kararlıolarak sulh müzakereleri için Lozan’a gitti. 23 Nisan 1923’te başlayan Đkinci Lozan Konferansındamüttefiklerinin bilhassa üzerinde inatla durdukları kapitülasyonlarda Đsmet Paşa taviz vermemiş ve başka isimveya biçim altında kapitülasyonların tekrar kurulması isteklerini kabul etmemiştir. Nihayetinde kapitülasyonlarTürklerin istediği şekilde çözüme bağlanarak ortadan kaldırılmıştır.Yeni ve bağımsız Türk Devleti’nin kurulmasında en güç şartlar altında bile tam bağımsızlığımızdan hiçbirtaviz verilmediği ve evvelce verilmiş olanlar için de her alanda nice zorlu savaşlar yapıldığı, bilinen birgerçektir. Türkiye’nin muasır ulusların uy-garlık düzeyine en kısa vakitte erişmesi için, büyük Atatürktarafından konulan bu temel ilkenin manası, bugün dünden daha çok ehemmiyet kazanmıştır. Zira II. DünyaSavaşı’ndan sonra milliyetçilik akımlarının kuvvetlenmesi, kurtuluş savaşlarının dağılması, bir bölüm sömürgeve yarısömürge ülkelerinin bağım-sızlık kazanmaları karşısında daha önceki usul sömürgecilik de biçim değiştirerekiktisadi, askeri, teknik vb. yardım isimleri altında ikili anlaşmalarla azgelişmiş ülkelere arkadaş görünerek sızmayabaşlamıştır. Yeni kurulan Türk Devleti geçmiş acı ve kanlı deneyimlerin ışığı altında yabancı anapara, dışyardım ve borç para alma konularında çok önlemli hareket etmiştir.II. Dünya Savaşı’nın sonlarına yaklaşıldığı bir dönemden baş-layarak Türk hükümetlerinin Atatürk’ün yeniTürk Devleti’nin kuruluşunda temel olarak tavizsiz uyguladığı ilkelerden ağır ağır ama imza adan her yeniikili anlaşmada biraz daha fazla olmak üzere uzaklaştıkları bir gerçektir. Başlangıçta fark isimler altındayapılan ikili anlaşmaların sayıları az olduğundan bağımsızlığımızı kısıtlamaları ve yabancıların içişlerimizekarışmaları da o ölçüde az hissedilmiştir. Fakat, giderek an-laşmaların sayıları ve getirdikleri ağır şartlararttıkça bozulan iktisadi vaziyetin da tesiriyle Türkiye, yardım perdesi arkasında yabancının dolarına,buğdayına, silahına, yedek parçasına, kredisine, teknik personeline ve aklına muhtaç bir vaziyete gelerek,politik, iktisadi, adli, askeri ve kültürel bağımsızlığını bir hayli yitirmiştir. Bu kitap hem bir çıkış yolu aramak,hem de bir hayli istikameti olan bu konunun bilinen ve bilinmeyen taraflarını bir araya getirip, görünen kısımlarıylagörünmeyen kısımlarını birleştirmek suretiyle ikili anlaşmaların gerçeğe yakın bir tablosunu ayrıntılarıylaçizmek emeliyle hazırlanmıştır.Bu, tıpkı bir savaştan önce taarruza hazırlanan veya savunma yapacak bir silahlı gücün düşmanın hangisilahlarla, ne kadar kuvvetle nerede ve ne vakit nasıl hareket edeceğini, benimsediği taktiği veuygulayacağı stratejisi, yığınak noktalarını, karargâhlarını ve içimize sokulan casusları ve işbirlikçileri,sabotajcıları bulup alana çıkarmak gibi bir araştırmadır. Düşmanı küçümsemeden onu iyi değerlendirmek,askerlikte başarının önşartıdır. Ancak bundan sonra kendi olanak ve yeteneklerimize göre bizi başarıyagötürecek en uygun taktik ve hareket tarzı saptayabilir.Dost ve bağlaşıkların dostluklarının ölçüsünü ve sözlerine ne dereceye kadar güvenilebileceğini, gerçekniyetlerini ve kuvvetlerini öğrenmek de düşmanınki kadar önemlidir ve hiçbir zaman savsaklayamaz.Uzun yıllar önce yenerek, yurdumuzdan kovmuş olduğumuz kapitülasyonların ve emperyalizmin yıllar sonrayalnız AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’yle yapılmış olan ikili anlaşmalar yoluyla yurdumuza nasıl geri gelmiş olduklarını yakın tarihimizinakışı içinde belgeler ve olaylara dayanarak izaha çalıştık. 

Haydar Tunckanat Ikili Anlasmalar Kitabını İndir

Article Categories:
Genel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir