background img
Mar 23, 2018
89 Views

Fesleğen – Hikmet Anıl Öztekin Kitabını İndir

Written by

Fesleğen – Hikmet Anıl Öztekin Kitabının Açıklaması:

Fesleğen – Hikmet Anıl Öztekin

Fesleğen – Hikmet Anıl Öztekin

Merhaba ben Fesleğen. Kalemimi kağıdımı hazırladım ve küçük bir yüreğin içine sığabilecek ne varsa anlatacağım.
Doğduğu topraklardan uzakta bir yerde güneş görmeye çalışan küçük bir fidan görürseniz bir gün sulayın olur mu?
Yağan yağmur ancak gözyaşlarına yetebilir çünkü. Yeni yeşermiş bir fidanın bir Allah dostundan başka neyi olabilir ki.
Sevin onu olur mu? Ve lütfen sevenleri ayırmayın olur mu? Fesleğen ile Seyyah’ın son kitabı bu. Hikmet Anıl Öztekin,
“Çok acı çektim. Derdi dünya olmayan insanlar için yazdım bu satırları,” diyor ve ekliyor: ” ‘Bir’ olanın rızasından,
insanlara Allah sevgisini anlatmaktan ve duanızdan başka hiçbir derdim yoktur bu dünyada. Ruh sevgiliye, beden toprağa
kavuştuğunda ‘iyi yazardı’ değil ‘iyi severdi’ deyin bana.” Hüznün, zarafetin, gözyaşlarının, kocaman yüreklerin
inceliklerle örülmüş hikayesi bu. İlahi aşkla hemhal olanların, hayatın yanlış tarafında duracağına, hep yalnız
tarafında durmayı tercih edenlerin, helal dairesinde kalmak için acılara seve seve katlananların masum duası bu…
Siz de dua edin Fesleğen ve Seyyah için… Bir an önce kavuşmaları için… Vuslat hasreti çekenlerle derttaş olup
Allah için şu soruyu sorun kendinize: “Sevdiğinize son bir cümle söyleme fırsatınız olsaydı, o cümle ne olurdu?”

Elif Gibi Sevmek, Eyvallah gibi kitap serileri ile tanınan ve büyük bir okur kitlesine sahip olan Hikmet Anıl Öztekin’in Fesleğen isimli kitabı Hayy Kitap etiketiyle okuyucusuyla buluşuyor. Mart 2017’de raflardaki yerini alan kitap 216 sayfadan oluşuyor. Kısa özlü sözleri ve sohbetleriyle geniş bir kitle edinen yazar, Fesleğen kitabı ile de adından sıkça söz ettiriyor. Fesleğen ile Seyyah’ın hikâyesini konu alan kitabın kapağı da etkileyici tasarımıyla dikkat çekiyor. Kitabın kapağında yer alan “‘Bir’ Olana Meftun O Kızın Hikâyesi” ifadesi ise kitabın içeriği ve kurgusu hakkında ipucu veriyor.Roman kategorisinde yayınlanan eser, “Biriktirir dururdum içimde, sanki bir gün biri gelip de tamamlayacakmış gibi…” cümlesiyle başlıyor. Hedef kitle olarak gençleri belirleyen ve olay örgüsü içerisinde “aşk” ile ilgili imalarda bulunun kitapta yazar; birbirini uzaktan seven iki gencin hikâyesini ele alıyor. Romanın iki ana karakterinden biri olan Fesleğen’in adı ilk bölümlerde geçmiyor. Olaylar karakterin kendi dilinden anlatılıyor. Yazar, karakterini babasına derin bir sevgiyle bağlanan 18 yaşında bir genç kız olarak okurun karşısına çıkıyor. Üniversite öğrencisi olan ve Sınıf Öğretmenliği bölümünde eğitimine devam eden karakter aynı zamanda hafızlık görevini sürdürüyor. 18 yaşına kadar daha önce yaşadığı şehir olan Konya’dan hiç ayrılmayan karakter, üniversite hayatının ikinci senesinde bir değişim programıyla başka bir şehre, İstanbul’a gidiyor. Her ne kadar babasından ayrılmanın zorluğu ve hüznünü yaşasa da babasının vermiş olduğu öğütlerle İstanbul’da eğitimine devam etmeye başlıyor. Böylece karakterin İstanbul’da geçireceği bir yıllık süreç ve olayların hareketleneceği bölüm de başlamış oluyor. Tasavvufi sohbetler ve dergâh etrafında büyüyen karakter, İstanbul’da birtakım zorluk ve yalnızlıklar yaşıyor. İstanbul’da tüm bu sohbet ve alışkanlıklardan uzakta olmak, karakterin özlemini arttırıyor. Çok sevdiği ve yanından hiç ayrılmadığı babasından ayrılmak, onun için daha büyük zorluk ve özlemlere sebebiyet veriyor. Kendini oldukça yalnız hisseden karakter bir gün, arkadaşlarıyla bir kitap kafeye gidiyor. Aynı masada oturduğu arkadaşlarının sohbetinden çok sıkılan genç kız, etrafla ilgilenmeye başlıyor. Bu esnada gözü, yere düşüp dağılmış olan birtakım kâğıtlara çarpıyor. Sıkıntısını gidermek için yerden alarak göz gezdirdiği kâğıtlarda yazanlar onu çok etkiliyor. Çünkü kâğıtlarda yazanların, onun özlemini, yalnızlığını ve içinde bulunduğu durumu özetlediğini görüyor. Üstelik kelimelerin de özenle seçilmiş olduğunu fark ediyor. Kafeden ayrılırken kâğıtları orada bırakmaya gönlü elvermiyor ve ertesi gün geri getirme düşüncesiyle kâğıtları yanına alıyor. Tüm gece bu kâğıtları, onunla aynı hisleri paylaşan ve hiç tanımadığı bir kişinin yazdığı yazıları okuyor. Bir sonraki gün karakter, kâğıtları bırakmak için kafeye geri döndüğünde kafe sahibinin de bu kâğıtları aradığını görüyor. Sonrasında ise kâğıttaki etkileyici yazıları Murat isimli bir üniversite öğrencisinin yazdığını öğreniyor. İstanbul’da yalnız yaşayan ve Uçak Mühendisliği bölümünde okuyan Murat da tıpkı onun gibi içinde büyük bir boşluk taşıyor ve dini konularda derin bir özlem barındırıyor. Murat ile genç kız kâğıtlar vesilesiyle bir araya gelme fırsatı buluyorlar. Tanıştıktan sonra da arkadaş grupları dâhilinde görüşmeye çalışıyorlar. Fesleğen ismi, Murat ile görüşmeleri sırasında ortaya çıkıyor. Murat, fesleğen kokusunu çok sevdiğinden ve oturdukları masada fesleğen olduğundan ona “Fesleğen” ismini takıyor. Sürekli düşünce seyahatine çıkarak uzaklara dalmasıyla tanınan Murat’a ise Fesleğen; “Seyyah” diye sesleniyor. Bu esnadan sonra ayrılık, birleşme isteği akabinde gelişen olaylarda Allah için birbirini uzaktan severek aşkın kıymetini bilen iki gencin hikâyesi güzel sözler ve öğürlerle işleniyor. Yazar, kitabın sonu içe okura, “Siz de dua edin Fesleğen ve Seyyah için… Bir an önce kavuşmaları için… “sözüyle göndermede bulunuyor. Gerçek aşkın kapılarını okura aralayan Fesleğen, uygun fiyatı ile de kütüphanelerde yer alarak sizi Fesleğen ile Seyyah’ın sürükleyici hikâyesine davet ediyor.

Article Categories:
Genel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir